Kuş Cenneti
Akdeniz’in kalbinde, 150’den fazla kuş türüne yuva olan ve doğanın sesini dinleyebileceğiniz bir cennet.
Binlerce yıllık sarkıtları ve şifalı havasıyla, Türkiye’nin turizme açılan ilk yeraltı mucizesi.
1948 yılında bir liman inşaatı sırasında tesadüfen bulunan Damlataş Mağarası, Türkiye’nin mağara turizmine açılan ilk penceresi olma unvanını taşır. Mağaranın büyüleyici atmosferine adım attığınızda, doğanın milyonlarca yıl boyunca ilmek ilmek işlediği, 15 bin yıllık muazzam sarkıt ve dikitler sizi karşılar. Damlataş, sadece görsel bir şölen sunmakla kalmaz; yıl boyunca değişmeyen 22°C sıcaklığı, yüksek nem oranı ve bol miktarda karbondioksit içeren özel havasıyla astım hastalarına şifa kaynağı olmasıyla da ün kazanmıştır. Belek ve çevresindeki doğal zenginliklerin korunmasına yönelik farkındalık çalışmalarının bir parçası olarak bu tür jeolojik oluşumlar, Akdeniz’in tarih öncesi dönemlerinden günümüze kalan en kıymetli miraslar arasındadır. BETUYAB, bölgenin bu eşsiz doğal yapılarını tanımak ve gelecek nesillere bozulmadan aktarmak adına yürütülen ekolojik turizm ve koruma faaliyetlerinin her zaman destekçisi olmuştur. Kristalize mermer yapısı ve mistik aydınlatmasıyla kendinizi adeta bir yer altı sarayında hissedeceğiniz Damlataş, doğanın sabırla neleri inşa edebileceğinin en görkemli kanıtıdır. Mağaranın derinliklerine doğru ilerlerken yankılanan her damla sesi, size yeryüzünün yaşayan ve nefes alan tarihini fısıldayacaktır.
Akdeniz’in kalbinde, 150’den fazla kuş türüne yuva olan ve doğanın sesini dinleyebileceğiniz bir cennet.
Belek’in durgun sularında sessizce süzülen, çevikliği ve narin yapısıyla hayran bırakan bir su canbazı.
Akdeniz’in durgun sularında zarif dansıyla büyüleyen, görkemli sorgucuyla tanınan usta bir dalgıç.
Sazlıkların arasında ustaca gizlenen, minyatür gövdesiyle Belek’in en gizemli ve maharetli balıkçısı.
Altın sarısı tüyleri ve vakur duruşuyla, Belek’in sulak alanlarında süzülen nadide bir balıkçıl türü.
Gökyüzünde asılı kalan eşsiz uçuş tekniği ve keskin bakışlarıyla Belek'in maharetli küçük avcısı.
Milyonlarca yıldır denizlerin izini süren, Belek kumsallarının en sadık ve kadim misafirleri.
Köpüren suların geniş bir düzlemden döküldüğü, doğanın enerjisini ve ferahlığını ruhunuza taşıyan görkemli bir su şöleni.
Toros Dağları’nın kalbinde, turkuaz suların dev kayaları yardığı ve tarihin doğayla kucaklaştığı görkemli bir kanyon masalı.
Çam ormanlarının derinliklerinde saklı, turkuaz göletleri ve bembeyaz sularıyla doğanın kalbinde parıldayan gizli bir hazine.
Pamfilya ovasına hakim dev bir kaya kütlesi üzerinde yükselen, savunma mimarisi ve sarp surlarıyla büyüleyen fethedilemez şehir.
Toroslar’ın zirvesinde, bulutlara komşu surları ve devasa tiyatrosuyla gökyüzüne açılan antik bir dağ kenti.
Tarihi evleri, begonvillerle süslü dar sokakları ve antik limanıyla Antalya’nın yaşayan hafızası ve kalbi.
Akdeniz’in kıyısında, gün batımının en romantik haliyle bütünleşen, ışık tanrısına adanmış bembeyaz bir mermer anıt.
Roma İmparatorluğu’nun ihtişamını günümüze taşıyan, üç kemerli yapısıyla Kaleiçi’nin girişinde yükselen görkemli bir zafer anıtı.
Üç semavi dinin ibadethanelerini aynı avluda buluşturan, Belek’in kalbinde yükselen dünya barışı ve kardeşlik sembolü.